19 Mart 2009 Perşembe

"I refuse to be a victim!"




"i’ve always heard that your entire life flashes in front of your eyes in a second before you die,first of all, that one second isn’t a second at all; it streches on forever, like an ocean of time...

for me it was lying on my back at boyscouts camp and watching falling stars..and yellow leaves from mapple trees that lined out straighton my grandmother’s hands, and the way her skin seemed like paperand first time i saw my cousin tony’s brand new firebird...and jennie, and caroline...

i guess i could be pretty pissed off about what happened to me,but it’s hard to stay mad when there’s so much beauty in the worldsometimes i feel like i’m seeing it all at once and it’s too muchmy heart fills up like a ballon that’s about to burstand then i remember to relax, and stop trying to hold on to it.and then it flows through me like rainand i can’t feel anything but gratitudefor every single moment of my stupid little life.

you have no idea what i’m talking about i’m sure but don’t worry,you will someday..."

18 Mart 2009 Çarşamba

Sessizliği ama neyin?..




Gençsinizdir.. Bazı amaçlarınız vardır hayatta gerçekleştirmek istediğiniz.. Ve bunları başarmak için de sizden bazı şeyler yapmanız istenir.. Ancak bu istenen şey o kadar gizemli ve ürkütücüdür ki istenileni yerine getirdiğinizde artık amaçlarınız yoktur.. İçinize saldığı korku ve kolayca sizi yaralayabileceğini farkettirmesi sizi amaçsızlığa sevkeder..


Ne kadar da kendi hayatlarımızı hatırlatıyor değil mi? En azından bana benimkini..


İlk gördüğümde Anthony Hopkins'in tüyler ürpertici bakışlarına inanamadığım için sahneyi kaç defa başa almışımdır kimbilir..


Her insan denen ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan yaratığın hayatında muhakkak sessizliği çekmek zorunda olduğu zamanlar oluyor.. Bir bekleyişin, bir hüznün, bir mutluluğun.. İşte gene böyle bir sessizlik çekmek zorunda olduğum bir zamandayım. Acaba bu sefer neyin sessizliği?..

Açığız..

Şu an itibariyle açığız.. Ben burayı canım sıkıldıkça iç dünyamdan gerçekleşen, gerçekleşmesini istediğim yada gerçekleşmesinden korktuğum yani İÇSEL şeyler ile üstüne muhabbeti yapılmaya ve içmeye değer yani İÇİMSEL şeyler ile doldurmayı istiyorum.. Ve bunu da hayatımda en çok sevdiğim ve kendimi adamak isteyebileceğim belki de nadir şeylerden biri olan sinemayla birleştirerek yapabilirsem biraz daha rahatlayacağıma inanıyorum.. Tabi başka yazarlarımız da olursa istediklerini yazmakta serbestler ama lütfen gelip de bu blogta herhangi birşeyin propagandasını yapmak yada burayı facebook gibi komik ama herkesin 1500 kere izlediği videolarla doldurma çabasına girilmesin.. Burasının benim ve türevlerimin dünyası olduğunu unutmayalım.. İyi hayatlar..